Mesanenin (İdrar Torbası) Görevi Nedir?
Mesane, böbrekler tarafından üretilen idrarın depolanmasını sağlayan bir organdır. Alt karın bölgesinde yer alan, içi boş, düz kaslardan oluşan ve genişleyebilme özelliğine sahip bir yapıdır. Şekil 1a ve 1b’de sırasıyla erkek ve kadın üriner sistemleri ile mesaneleri gösterilmektedir.
Mesane Kanseri Nedir?
Mesane kanseri, mesane içinde anormal tümör (ur) büyümesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu kanser, yüzeysel ve kasa nüfuz etmiş olmak üzere farklı aşamalara ayrılır. Tedavi yöntemi, tümörün özelliklerine ve yayılım durumuna bağlı olarak belirlenir. Bu süreç, tümörün evrelendirilmesi olarak adlandırılır.
Mesane Kanserinin Evreleri
Mesane duvarının kas tabakasına ilerlemeden, mesane boşluğuna doğru büyüyen tümörler kasa invaziv olmayan olarak adlandırılır. Bu yüzeysel tümörler erken evrede olup, mesane kanserinin en yaygın türünü oluşturur. Çoğu vakada agresif değildirler ve diğer organlara yayılma ihtimalleri düşük olduğu için genellikle ölümcül değildirler. Ancak nüks (tekrarlama) veya progresyon (ilerleme) riski taşıyabilirler.
Kanser mesane kas dokusunun içine doğru büyüdüğünde ve çevredeki kaslara yayıldığında, kasa invaziv mesane kanseri olarak adlandırılır. Bu aşamada kanser hücrelerinin vücudun diğer bölgelerine yayılma olasılığı artar (metastatik hastalık). Bu evrede tedavi daha zordur ve hastalık ölümcül olabilir.
Eğer mesane kanseri lenf bezlerine veya diğer organlara yayılmışsa, lokal olarak ilerlemiş ya da metastatik mesane kanseri olarak tanımlanır. Bu durumda hastalığın tamamen iyileştirilmesi genellikle mümkün değildir. Tedavi, kanserin yayılmasını kontrol altına almak ve belirtileri hafifletmeye yönelik olarak uygulanır.
Mesane Kanseri Sınıflandırma
Kanserin yayılım derecesini belirlemek için evreleme sistemi kullanılır. Mesane tümörleri; patolojik evre, tümör alt tipi ve hücrelerin agresiflik derecesine göre sınıflandırılır. Bu süreçte TNM sistemi temel alınır ve hastanın hangi tedaviyi alacağı bu faktörlere göre belirlenir.
Evre ve Alt Tip
Tümör evresi, kanserin mesane duvarına ne kadar ilerlediğine göre belirlenir (Şekil 3). Bu bilgi, ek tedavi ihtiyacının değerlendirilmesi ve hastalığın tekrarlama riskinin belirlenmesi açısından önemlidir.
- Ta evresi, mesanenin iç yüzey tabakasına (mukoza) sınırlı tümörleri ifade eder.
- T1 evresi, mesane iç tabakasının altındaki bağ dokusuna ilerleyen ancak mesane duvarına kadar yayılmayan tümörleri gösterir.
- CIS (Carcinoma in Situ), mesanenin iç yüzeyinde düz, kadifemsi bir yapıdaki tümörlerdir.
T2, T3 ve T4 evreleri, mesane kanserinin kas dokusuna yayıldığını ve invaziv bir formda olduğunu gösterir. Bu tümörler, mukozayı aşarak mesane duvarına doğru büyür. Kanserin mesane dışına yayılımını belirlemek için karın ve akciğer bölgesine yönelik ek görüntüleme testleri uygulanır.
Derecelendirme (grade)
Bir doku mikroskop altında incelendiğinde (histopatolojik inceleme), patolog tümörleri saldırganlık potansiyeline göre derecelendirir. Yüksek dereceli mesane tümörleri daha agresiftir ve doku yapısı belirgin şekilde farklılaşmıştır. Düşük dereceli tümörler ise daha az saldırgan olup, doku görünümü normal dokuya daha yakındır.
Kasa invaziv olmayan mesane tümörlerinin risk sınıflandırılması, doğru tedavi seçeneklerinin belirlenmesini sağlar. Bu sınıflandırmada tümörün evresi, derecesi ve bazı tümörle ilişkili faktörler dikkate alınır.
Hastalığın tekrarlama ve ilerleme riskine göre üç farklı risk grubu bulunur: düşük, orta ve yüksek risk. Bu sınıflandırma, önerilecek tedavi yöntemlerini ve takip sürecini belirlemek açısından önemlidir.
- Düşük risk: Ta evresinde olan, küçük (<3 cm) ve tek tümörlere sahip hastalar bu gruba girer. Bu hastalarda, mesane kas dokusunun derin tabakalarına ilerleme ve diğer organlara veya lenf düğümlerine yayılma riski yüksek olan CIS bulunmaz.
- Orta risk: Düşük ya da yüksek risk gruplarına tam olarak uymayan tümörlere sahip hastalar bu kategoride yer alır. Hastalığın tekrar etme ve ilerleme riski orta düzeydedir.
- Yüksek risk: CIS, T1 evresi veya yüksek dereceli saldırgan tümörler bu gruptadır. Büyük (>3 cm), çok sayıda ve tekrarlayan Ta evresindeki tümörler de yüksek risk grubuna dahil edilir.
Mesane Kanserine Nedenleri
Mesane kanserinin oluşumunda biyolojik faktörler ve zararlı maddeler rol oynayabilir. Ancak, yüksek risk faktörlerine sahip olmak kişinin mutlaka mesane kanseri geliştireceği anlamına gelmez. Bazı vakalarda, hastalık bilinen bir sebep olmaksızın ortaya çıkabilir.
Mesane kanseri genellikle yavaş gelişir ve özellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde daha sık görülür. Avrupa Üroloji Birliği’nin kılavuzuna göre, sigara tüketimi, mesane kanseri vakalarının neredeyse yarısından sorumludur.
Bunun dışında, kimyasallara mesleki maruziyet de mesane kanseri riskini artırabilir. Özellikle boya, metal ve petrol üretiminde kullanılan kimyasallar, uzun vadede kansere yol açabilir. Ayrıca, şistozomiyazis gibi parazit kaynaklı enfeksiyonlar ve kronik idrar yolu enfeksiyonları da mesane kanseri riskini yükseltebilir.
Mesane Kanserinden Korunma
Yüksek risk faktörlerine sahip olmak, kişinin kesinlikle mesane kanseri olacağı anlamına gelmez. Hastalığın bilinen bir neden olmaksızın da gelişebileceği unutulmamalıdır.
Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, mesane kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Sigara içiliyorsa bırakılmalı, iş yerinde kimyasal maruziyetten korunmak için güvenlik önlemlerine uyulmalıdır. Araştırmalar, bol sıvı tüketmenin, özellikle de su içmenin, mesane kanseri riskini azaltabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda, dengeli beslenmek ve bol miktarda meyve-sebze tüketmek genel sağlık için faydalı olup, kansere karşı koruyucu bir etkisi olabilir.
Bulgular ve Belirtiler
Mesane kanseri olan hastalarda en yaygın belirti ağrısız idrarda kan görülmesi (hematüri) dir. Mesanenin iç yüzeyinde bulunan kasa invaziv olmayan tümörler, genellikle mesane ağrısına yol açmaz ve çoğu zaman ani idrara çıkma hissi ya da tahriş hissi gibi alt üriner sistem belirtilerine neden olmaz.
Ağrılı idrar yapma veya sık idrara çıkma gibi şikayetler, genellikle idrar yolu enfeksiyonları ile ilişkilidir. Kasa invaziv mesane kanseri, mesane duvarındaki kaslara doğru yayıldıkça çeşitli belirtilere neden olabilir.
İleri evre mesane kanseri vakalarında ise pelvik ağrı, yan ağrısı, kilo kaybı ve karın alt bölgesinde kitle hissi gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıkabilir.
Mesane Kanseri Tanısı
Mesane kanseri şüphesi olan hastalarda, öncelikle ayrıntılı bir tıbbi öykü alınır ve belirtiler detaylı bir şekilde değerlendirilir. Doktorunuzla yapacağınız görüşmede şu bilgileri paylaşmanız önemlidir:
- Daha önce geçirdiğiniz cerrahi işlemler
- Kullandığınız ilaçlar
- Mevcut hastalıklarınız ve alerjileriniz
- Sigara, alkol kullanımı ve beslenme alışkanlıklarınız
- Belirtilerinizin süresi ve şiddeti
- Aile geçmişinizde idrar yolu tümörlerinin olup olmadığı
İdrar Tahlili
Mesane tümörünün en yaygın belirtisi idrarda kan bulunmasıdır. Bu nedenle, idrarda kanser hücrelerinin aranması ve üriner sistem enfeksiyonlarının dışlanması amacıyla idrar tahlili yapılır. İdrarda kanser hücresi aranmasına ‘üriner sitoloji’ adı verilir.
Kasa invaziv olmayan tümörler fizik muayene ile tespit edilemez. Ancak, kanser kas dokusuna yayılmışsa, bazen muayene sırasında kitle hissedilebilir. Eğer kasa invaziv mesane kanserinden şüpheleniliyorsa, erkeklerde rektal muayene, kadınlarda ise vajinal muayene (bimanuel muayene) yapılabilir. Kanserin teşhisi için çeşitli görüntüleme ve laboratuvar testleri uygulanacaktır.
Sistoskopi
Sistoskopi, mesane kanseri teşhisinde kullanılan temel yöntemdir. Sistoskop adı verilen ince, ışıklı bir tüp yardımıyla, mesane ve üretranın iç yüzeyleri detaylı olarak incelenir.
Resim: Sistoskopide mesane tümörünün görüntüsü
BT Ürografi
Bilgisayarlı tomografi (BT ürografi), böbrekler, üreterler, lenf düğümleri ve karın içi organlardaki olası tümörleri tespit etmek için kullanılan bir görüntüleme yöntemidir. Yaklaşık 10 dakika süren bu tarama, X-ışınları kullanılarak gerçekleştirilir. Üriner sistemdeki kanserlerin teşhisinde en güvenilir yöntemlerden biri olarak kabul edilir.
Resim: Mesane tümörlü bir olgunun tomografi görüntüsü
Manyetik Rezonans Görüntüleme
BT taramalarında olduğu gibi, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) de vücuttaki yumuşak dokuların ayrıntılı görüntülerini sağlar. Ancak MRG, X-ışınları yerine radyo dalgaları ve güçlü manyetik alanlar kullanılarak gerçekleştirilir.
İntravenöz Ürografi
İntravenöz ürografi (İVÜ), üriner sistemin değerlendirilmesi için kullanılan bir görüntüleme yöntemidir. BT ürografi mevcut olmadığında, üst üriner sistemin incelenmesi amacıyla tercih edilebilir. Ancak küçük veya yüzeysel tümörleri (CIS) tespit edemez ve kanserin lenf nodlarına veya çevre organlara yayılımını değerlendirmek için önerilmez.
Tüm Batın Ultrasonografi
Ultrasonografi, invaziv olmayan bir görüntüleme yöntemidir ve mesane dolu olduğunda 5-10 mm’den büyük kitleleri tespit edebilir. Ancak çok küçük veya yüzeysel tümörleri (CIS) belirleyemez. Bu yöntemde intravenöz kontrast kullanımı gerekmez, ancak BT ürografinin veya sistoskopinin yerine geçmez.
Mesane Tümörünün Transüretral Rezeksiyonu
Transüretral rezeksiyon (TUR-MT), mesane tümörlerinin cerrahi olarak çıkarılmasını sağlayan bir işlemdir. Hem tanısal hem de tedavi edici bir yöntemdir.
Bu işlemde cerrah, histopatolojik değerlendirme için tümörü ve gerekli ek dokuları çıkarır. TUR-MT, görülebilen tüm tümörlerin tamamen alınmasıyla mesane kanserini tedavi edebilir. Hastalığın doğru yönetilebilmesi için usulüne uygun yapılmış bir TUR-MT gereklidir. Bazı durumlarda, birkaç hafta sonra ikinci bir TUR-MT’ye ihtiyaç duyulabilir.
Dar-Bant Görüntüleme
Dar-bant görüntüleme (DBG), standart sistoskopi sırasında mesanenin mukoza tabakasına belirli dalga boylarında mavi ve yeşil ışık uygulanması ile gerçekleştirilir. Bu teknik, kanserli dokular ile sağlıklı dokular arasındaki görsel kontrastı artırarak mesanedeki tümörlerin daha kolay tespit edilmesini sağlar.
Kasa İnvaziv Olmayan (Yüzeysel) Mesane Kanseri Nedir?
Kasa invaziv olmayan mesane kanseri, mesane duvarının derin kas katmanlarına yayılmamış tümörler ile karakterizedir.
Büyüme şekline göre üç alt tipe ayrılır:
- Ta evresi: Tümör, mesanenin iç yüzey tabakasına (mukoza) sınırlıdır.
- T1 evresi: Tümör, mesane iç tabakasının altındaki bağ dokusuna ilerlemiştir ancak mesane duvarı kasına kadar yayılmamıştır.
- Tis (Carcinoma in situ - CIS): Düz, kadifemsi tümörlerdir. Yüzeyde sınırlı olmasına rağmen derin tabakalara yayılma riski yüksek olan bir kanser türüdür.
Ta ve T1 evre tümörler, genellikle üzüm salkımı şeklinde (papiller) olup, mesanenin içine doğru büyürler ancak derin katmanlara ilerlemezler.
Tedavi Seçenekleri
Mesane tümörü tanısı konan hastalara, ilk olarak transüretral rezeksiyon (TUR-MT) ameliyatı uygulanır. Tüm görülebilen tümörlerin tamamen çıkarılması, mesane kanseri tedavisinde temel yaklaşımdır.
TUR-MT Nasıl Yapılır?
İşlem sırasında hasta, genel anestezi (uyutularak) veya spinal anestezi (belden aşağı uyuşturularak) işleme alınır. Rijid bir endoskop üretradan geçirilerek mesaneye yerleştirilir. TUR-MT genellikle bir saatten kısa sürer ve kısa süreli hastane yatışı gerektirebilir. Ameliyat sonrası, birkaç gün boyunca idrar sondası takılı kalabilir.
Olası Riskler ve Komplikasyonlar
Her cerrahi işlemde olduğu gibi, TUR-MT sonrası bazı riskler mevcuttur:
- Kanama
- Enfeksiyon (genellikle antibiyotik tedavisiyle yönetilir)
- Mesane delinmesi (nadir görülse de, derin doku hasarı varsa meydana gelebilir)
Bazı vakalarda, mesane delinmesi sonda kullanılarak iyileşebilir, ancak ciddi durumlarda açık ameliyat ile onarım gerekebilir.
TUR-MT Sonrası Mesane İçi İnstilasyon Tedavisi
Bazı mesane tümörleri TUR-MT sonrası tekrarlama (nüks) eğiliminde olabilir veya invaziv hale gelebilir. Bu nedenle, mesanenin ilaçlarla yıkanmasını içeren instilasyon tedavisi, TUR-MT sonrası tüm hastalar için düşünülmelidir.
Fotodinamik Tanı (FDT)
Fotodinamik tanı (FDT), TUR-MT sırasında yapılan ek bir görüntüleme yöntemidir. Kanser hücreleri mor ışık altında daha net görünür hale getirilerek tümörlerin daha iyi tespit edilmesini ve çıkarılmasını sağlar. Bu yöntem, tümörün tekrar etme riskini azaltmada etkili olabilir.
TUR-mt Nasıl Yapılır?
Bu işlem, genellikle genel veya spinal anestezi altında gerçekleştirilir. Üretradan ince, uzun ve ucunda kamera bulunan bir alet geçirilerek mesaneye ulaştırılır. Rezektoskop adı verilen bir cerrahi aletle tümör dokusu kazınarak çıkarılır ve kanser hücreleri elektrik akımı ile yakılır.
İşlem Öncesi Hazırlık
Anesteziye hazırlanmak için ameliyattan 6 saat önce hiçbir şey yenmemeli ve içilmemelidir. Sigara içiliyorsa bırakılmalı, düzenli kullanılan bazı ilaçlar doktorun önerisiyle ameliyattan birkaç gün önce kesilmelidir.
Olası Riskler ve Komplikasyonlar
TUR-MT sonrası bazı riskler gelişebilir:
- Kanama
- Enfeksiyon
- Mesanenin delinmesi (nadir görülse de, tümör mesanenin derininden çıkarıldığında gerçekleşebilir)
- İdrarda kan
- Üretranın tıkanmasına neden olabilecek pıhtılı idrar
- Üretral darlık oluşumu
İşlemden Sonra Ne Olacak?
Ameliyat sonrasında, kanamayı kontrol altına almak ve idrar yolunun tıkanmasını önlemek için sonda takılır. Sonda, mesanenin temizlenmesine yardımcı olan yıkama sıvıları ile birlikte kullanılabilir. Kanama durduğunda sonda çıkarılır ve hasta genellikle 1-3 gün içinde taburcu edilir. Biyopsi sonuçları değerlendirilmek üzere 1-2 hafta sonra kontrole gidilir.
Ameliyat sonrası öneriler:
- 3 hafta kadar idrarda kan veya pıhtı görülebilir, bu durum normaldir.
- İdrar yaparken ani sıkışmalar yaşanabilir, birkaç gün içinde düzelir.
- Yanma hissi oluşabilir, zamanla kaybolur.
- Günde en az 2 litre sıvı tüketilmelidir.
- 2 hafta boyunca ağır kaldırılmamalıdır.
- Cinsel ilişkiye 2 hafta ara verilmelidir.
- Büyük abdest sırasında ıkınılmamalıdır, gerekirse müshil kullanılabilir.
- Yoğun egzersiz ve bisiklete binmek önerilmez.
- Ev işleri ve ağır aktivitelerden kaçınılmalıdır.
- Alkol tüketilmemelidir.
Aşağıdaki belirtiler ortaya çıkarsa doktora danışılmalı veya hastaneye gidilmelidir:
- İdrar yaparken yanma hissi devam ediyorsa
- İdrarda büyük miktarda kan pıhtısı varsa
- Hasta hiç idrar yapamıyorsa
- Ateş 37,8°C’nin üzerine çıkarsa
Tekrar TUR-MT Neden Gerekebilir?
Bazı durumlarda, ilk TUR-MT sonrası geride tümör kalabilir veya tümörün yayılımı eksik değerlendirilmiş olabilir. Bu nedenle, 4-6 hafta sonra tekrar TUR-MT (re-TUR) önerilebilir.
Tekrar TUR-MT şu durumlarda gereklidir:
- İlk TUR-MT tam olarak tamamlanmadıysa
- Alınan doku örneğinde kas dokusu bulunmadıysa (Düşük dereceli Ta evreli veya primer CIS hariç)
- T1 evreli tüm tümörlerde
- Yüksek dereceli tüm tümörlerde
Bu işlem genellikle ilk TUR-MT’den 2-6 hafta sonra uygulanır.
İntravezikal İnstilasyon Tedavisi
TUR-MT ile Ta ve T1 evreli tümörler tamamen yok edilebilir, ancak bazı tümörler tekrar edebilir ve invaziv hale gelebilir. Bu nedenle, TUR-MT sonrası mesane içine ilaç uygulanmasını içeren intravezikal instilasyon tedavisi önerilmektedir.
Kasa İnvaziv Mesane Kanseri Nedir?
Mesane kanseri tanısı alan hastaların yaklaşık dörtte birinde, kanser mesane duvarının kas tabakasına yayılmış (T2-T4 evreleri) olabilir. Bu durumda kanserin diğer organlara metastaz yapma olasılığı yüksektir. Yüzeysel tümörlere kıyasla daha agresif tedaviler gerektirir. Tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabilir.
Ek Tanı Araçları
Bilgisayarlı tomografi (BT taraması), kasa invaziv mesane kanserinin ileri araştırılmasında büyük önem taşır. Bu tarama, kanserin mesane dışına, çevredeki yağ dokusuna veya bitişik organlara yayılıp yayılmadığını ve diğer organlarda metastaz olup olmadığını belirlemeye yardımcı olur. Üst üriner sistemin değerlendirilmesi için intravenöz kontrast madde kullanılarak böbreklerdeki tümör büyümesi de tespit edilebilir.
Tedaviye başlamadan önce, kanserin metastatik olup olmadığı değerlendirilmelidir. Eğer BT taraması, hastalığın karın organlarına, kemiklere veya lenf düğümlerine yayıldığını gösterirse, bu durum tedavi kararlarını etkileyebilir.
Bazı durumlarda, ek olarak manyetik rezonans görüntüleme (MRG) veya kemik taramaları yapılabilir. Ancak kasa invaziv mesane kanseri tanısı konduğunda, kemik veya beyin metastazı nadiren görülür. Bu nedenle, yalnızca spesifik semptomlar mevcutsa ilave görüntüleme yöntemleri tercih edilir. Gerekli durumlarda, şüpheli lezyonlardan iğne biyopsisi alınarak metastaz olup olmadığı doğrulanabilir.
Son yıllarda, pozitron emisyon tomografisi (PET) ile BT taramasının (PET/BT) kombinasyonu daha yaygın hale gelmiştir. Ancak, bu teknik her ülkede erişilebilir olmayabilir. PET/BT, uzak metastazların saptanmasında etkili olsa da mesane tümörlerinin evrelendirilmesi için önerilmez. Bunun nedeni, radyoaktif izleyicinin üriner atılımının, tümör evrelemesini zorlaştırmasıdır.
İnvaziv Mesane Kanserinin Evrelemesi
Hastalığın seyri ve tedavi sürecinin belirlenmesi için mesane kanserinin evrelemesi oldukça önemlidir. Doğru bir evreleme ile en uygun tedavi planı oluşturulabilir.
Bu süreçte görüntüleme yöntemleri şunları değerlendirir:
- Tümörün mesane duvarında ne kadar ilerlediği
- Kanserin lenf nodlarına yayılıp yayılmadığı
- Üst üriner sistemde veya diğer uzak organlarda metastaz olup olmadığı
Hastalığın Seyri ve Risk Değerlendirmesi
Kasa invaziv mesane kanseri olan hastaların uzun vadeli durumu, tümör yayılımına bağlı olarak değişir. Tüm invaziv tümörler yüksek dereceli olarak kabul edilir ve hastalığın tedavisinde patolojik evre (pT) ve histopatolojik derece (G) belirleyici faktörlerdir.
Tedavi Seçenekleri
Radikal Sistektomi
Kasa invaziv mesane kanserinde temel tedavi yöntemi radikal sistektomi yani mesanenin cerrahi olarak tamamen çıkarılmasıdır. Bu operasyon sonrasında hastanın idrar çıkışının sağlanması için bağırsak segmentleri kullanılarak üriner diversiyon işlemi uygulanır.
Ameliyat kararı verilirken şu faktörler dikkate alınır:
- Hastanın yaşı
- Genel sağlık durumu ve ek hastalıkları (kalp-damar hastalıkları, diyabet vb.)
- Hastanın genel performans durumu
- Daha önce geçirilmiş karın ameliyatları veya radyoterapi geçmişi
Bazı hastalar için ameliyat teknik açıdan daha zor olabilir. Ancak radikal sistektomi, ileri evre mesane kanserinin en etkili tedavi yöntemlerinden biridir.
Mesane Koruyucu Tedaviler
Mesane koruyucu tedavi yöntemleri, dünya genelinde sınırlı sayıda hasta için uygulanmakla birlikte, dikkate değer bir seçenektir. Bu yaklaşım, mesanenin korunmasını sağlamak amacıyla birden fazla tedavi yönteminin kombine edilmesini gerektirir. Mesane tümörünün transüretral rezeksiyonu (TUR-mt) ve radyoterapi, tümörün yerel olarak kontrol edilmesini sağlarken, kemoterapi ise vücutta yayılmış olabilecek kanser hücrelerinin tedavisinde kullanılır. Amaç, kanserin kontrol altına alınmasını sağlayarak hastanın yaşam kalitesini korumaktır.
Bazı hasta gruplarında yapılan araştırmalar, mesane koruyucu tedavilerin olumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir. Ancak, bu yöntemin başarısız olması durumunda hastaların yaklaşık üçte biri için sistektomi (mesanenin alınması) gerekebilir.
Kasa İnvaziv Mesane Kanserinde Transüretral Rezeksiyon (TUR-mt)
Radikal cerrahinin uygulanamadığı durumlarda, tümör sadece mesanenin iç kas tabakasını etkilemişse, TUR-mt ile tedavi edilmesi mümkündür. Ancak, hastalığın tekrarlama ihtimalinin yüksek olması ve ilerleme riski nedeniyle bu yöntemin tek başına uzun vadeli başarı sağlaması düşük bir olasılıktır.
Kemoradyasyon
Cerrahiye uygun olmayan veya ameliyat olmayı reddeden hastalar için kemoterapi ile kombine edilen radyoterapi, makul bir alternatif olarak değerlendirilir. Ancak, bu tedaviye karar vermeden önce şu faktörlerin değerlendirilmesi gerekir:
- Hastanın genel sağlık durumu ve yaşam beklentisi
- Böbrek fonksiyonlarının durumu
- Önceden radyoterapi görüp görmediği
- Daha önce karın bölgesinde cerrahi operasyon geçirmiş olması
- Başka bir kanser öyküsünün bulunup bulunmadığı
Radyoterapi
Ameliyat olamayan veya cerrahi müdahaleyi tercih etmeyen hastalar için radyoterapi, mesanenin korunmasını sağlayan bir yöntem olarak uygulanabilir. Ancak, tek başına radyoterapinin başarısı, radikal sistektomiye kıyasla daha düşük seviyededir. Kemoterapi ile birlikte uygulandığında (kemoradyoterapi), daha iyi sonuçlar alınabilir.
Radyoterapinin olası yan etkileri şunlardır:
- Mesane ve sindirim sisteminde tahriş hissi
- İdrar kaçırma problemleri
- İdrar yolu enfeksiyonu riskinde artış
- Organlar arasında anormal bağlantılar oluşması (fistüller)
Kemoterapi
Kasa invaziv mesane kanseri hastalarında tek başına kemoterapi yeterli bir tedavi yöntemi olarak önerilmez. Bu tedavi yöntemi genellikle diğer tedavi seçenekleriyle birlikte kullanıldığında etkili olmaktadır.
Metastatik Hastalık
Şekil: Mesane Kanserinde metastatik yayılım.
Prognostik Faktörler ve Tedavi Kararları
Eğer mesane kanseri vücudun diğer organlarına yayılmışsa (Şekil 5), tamamen iyileşme sağlamak genellikle mümkün değildir. Bu aşamada tedavinin amacı hastalığın yayılmasını kontrol altına almak ve semptomları hafifletmek olmaktadır.
Metastatik Mesane Kanserinde Tedavi Seçenekleri
Kemoterapi
Mesane kanseri vakalarının büyük çoğunluğunda (%90-95) histolojik tip ürotelyal karsinomdur. Platin bazlı kemoterapi, bu tür kanserlerde en etkili tedavi yöntemidir.
Bu tedavilerin amacı kanseri tamamen yok etmekten ziyade, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. Ancak bu tedavilerin yan etkileri de dikkate alınmalıdır. Hastanın genel durumu, mevcut sağlık sorunları ve böbrek fonksiyonlarının durumu, hangi kemoterapi protokolünün uygun olduğunu belirlemede önemli rol oynar.
Hastalık kemoterapiye rağmen ilerlerse, tedavi başka bir kemoterapi türü ile değiştirilebilir. Ancak bu aşamada, tedavi seçenekleri genellikle tedaviyi yürüten hekimin değerlendirmesine bağlı olarak belirlenir.
Metastatik veya tekrarlayan tümörlerin cerrahi olarak çıkarılması hastalığı tedavi etmek yerine ağrıyı azaltmak veya idrar yollarındaki tıkanıklığı gidermek amacıyla uygulanır. Benzer şekilde, tekrarlayan kanama (hematüri) veya ağrı gibi semptomları kontrol altına almak için radyoterapi de kullanılabilir.
Yaşlı hastalar veya genel sağlık durumu iyi olmayan hastalar, daha hafif kemoterapi protokollerinden fayda görebilirler.
Kemik Metastazlarının Tedavisi
Eğer mesane kanseri kemiklere yayılmışsa, kemiklerde zayıflama ve patolojik kırıklar gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu durum hastalarda şiddetli ağrı ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşlere neden olabilir. Bu tür komplikasyonları yönetmek için kemik güçlendirici ilaçlar ve radyoterapi gibi tedaviler önerilebilir.
Yeni Klinik Çalışmalarda Kullanılan Tedavilere Erişim
Rekürren (tekrarlayan) veya metastatik mesane kanseri hastaları için standart tedavi seçenekleri dışında klinik araştırmalar kapsamında yeni geliştirilen ilaçlar da değerlendirilebilir.
Kemoterapiye rağmen hastalığı ilerleyen hastalar için immün kontrol noktası inhibitörleri adı verilen yeni nesil ilaçlar umut vaat etmektedir. Bu tedaviye erişim sağlamak için medikal onkoloji uzmanına danışılması önerilir.
Tedaviye Karar Vermek
Tedavi seçenekleri arasında karar vermek, kanserin kontrol altına alınmasını mı, yoksa semptomların hafifletilmesini mi amaçladığınıza bağlıdır.
Bu süreçte, tedavinin hayat kalitesi üzerindeki etkilerinin net bir şekilde anlaşılması önemlidir. Karar vermeden önce aile bireyleri, arkadaşlar veya destek gruplarıyla konuşmak faydalı olabilir.
Nüksün Tedavisi (Tümör Geri Döndüğünde)
Lokal Nüks (Yerel Tekrarlama)
Mesane daha önce cerrahi olarak çıkarılmışsa, kanser mesanenin eski bulunduğu bölgede veya alınan lenf düğümlerinin olduğu yumuşak dokuda tekrar oluşabilir. Bu durum, tüm lenf düğümlerinin alınamamasıyla ilişkili olabilir. Çoğu lokal nüks ilk iki yıl içinde ortaya çıkar.
Lokal nüksler hastalığın ilerleyici doğasını gösterebilir, ancak bazı durumlarda cerrahi, kemoterapi veya hedefe yönelik radyoterapi ile tedavi edilebilir.
Uzak Nüks (Vücudun Başka Bölgelerinde Tekrarlama)
Kanser pelvis dışına yayılırsa, bu duruma uzak nüks denir. Mesanesi alınmış hastalarda, özellikle büyük tümörleri olanlar veya lenf düğümlerinde yayılım olanlar, bu riske daha fazla sahiptir.
Uzak nüksler genellikle cerrahi sonrası ilk iki yıl içinde ortaya çıkar ve en sık lenf nodları, akciğerler, karaciğer ve kemiklerde görülür.
Bu durumda, kemoterapi ana tedavi seçeneğidir. Az sayıda metastaz mevcutsa, kemoterapiye ek olarak cerrahi müdahale de düşünülebilir.
Cerrahi Sınır Pozitifliği Nedir?
Ameliyat sırasında cerrah, tüm kanserli dokunun çıkarıldığından emin olmak için çevredeki sağlıklı dokuların bir kısmını da alır. Bu bölgeye cerrahi sınır (rezeksiyon sınırı) denir.
Ameliyat sonrası patolojik inceleme sırasında, cerrahi sınırda kanser hücreleri tespit edilirse, radyoterapi veya ek tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.
Ürotelyal Alanda Nüks (Üretra ve Üreterler)
Mesanenin tamamen alınmasının ardından, üretra, üreter ve böbrek içindeki ürotelyal bölgede kanser tekrar gelişebilir. Bu tür nüksler, genellikle ameliyat sonrası ilk üç yıl içinde ortaya çıkar ve nispeten nadir görülür.
Eğer kanserin sistemik bir yayılımı yoksa, mümkün olduğunca bölgesel (lokal) tedavi yöntemleri tercih edilmelidir. Ancak, sistemik yayılım ihtimali bulunuyorsa, kemoterapi veya palyatif tedavi uygulanması gerekebilir.
Mesane koruyucu tedavi seçenekleri arasında, yüzeyel (kasa invaziv olmayan) kanserlerde mesane içi ilaç tedavisi (instilasyon terapisi) önerilebilir. Bu yöntem, tümör hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını engellemek amacıyla uygulanır.
Mesane çıkarıldıktan sonra üretra kanseri nüksü için risk oluşturan faktörler şunlardır:
- Daha önce yüzeyel (kasa invaziv olmayan) mesane kanseri tanısı almış olmak
- Çok sayıda tümörün bulunması
- Tümörün mesane boynunu tutması (özellikle erkeklerde prostat tutulumu ile birlikte)
- İnkontinan üriner diversiyona bağlı işlevini kaybetmiş üretranın varlığı
- Aşağı pelvik bölgede lokal nüks
Not: Üretrada nüks riski yüksek olan hastalarda, rutin üretra çıkarılması (üretrektomi) fazla agresif bir yaklaşım olabilir. Ancak, özellikle erkek hastalarda üretranın düzenli takip edilmesi önem taşır.
Mesane çıkarıldıktan sonra üreter kanseri nüksü için risk faktörleri şunlardır:
- Daha önce yüzeyel (kasa invaziv olmayan) mesane kanseri tanısı almak
- Çok sayıda tümörün bulunması
- Üreter orifisinde (ağzında) tümör olması
- Pelvik bölgede lokal nüks riski
-
Ürotelyal nüks açısından yüksek risk grubundaki hastalar yakın takip edilmelidir. Kişiye özel bir takip planı oluşturularak düzenli kontroller yapılması gereklidir.
Mesane Kanserinde İzlem
Her kanser tedavisinden sonra olduğu gibi, mesane kanserinin tedavisini takiben de nüksleri erken tespit edebilmek ve olası komplikasyonları önlemek için düzenli takip şarttır.
Özellikle mesanenin tamamen çıkarıldığı ya da farklı tedavi yöntemlerinin uygulandığı hastalarda, belirli aralıklarla aile hekimi, ürolog ve onkolog ile görüşmeler yapılmalıdır.
Takip sürecinin etkin yönetilebilmesi için tüm sonuçlar bir uzman hekim tarafından değerlendirilmeli ve hastayla paylaşılmalıdır. Genellikle bu süreci yöneten hekim, üroloji uzmanıdır ve hastalıkla ilgili tüm sorular için başvurulacak ilk kişi olmalıdır.
Metastatik Mesane Kanseri Tedavisi Sırasında Komplikasyonların Belirtileri
Kanser tedavisi sonrasında, işlevsel sonuçlar dikkatle takip edilmeli ve kontrol altında tutulmalıdır. Tedavi sürecinde ya da sonrasında şu komplikasyonlar ortaya çıkabilir:
- B12 vitamini eksikliği
- Metabolik asidoz (kanın asidik hale gelmesi)
- Böbrek fonksiyonlarının bozulması
- İdrar yolu enfeksiyonları
- Üriner taş oluşumu
- Stoma (idrar çıkış noktası) bölgesinde daralma (striktür) veya sızıntı
- Ciltte tahriş, stomanın ters dönmesi veya uyumsuzluk sorunları
- Yeni mesane oluşturulan hastalarda idrar tutamama veya boşaltma problemleri
Bu tür belirtiler fark edildiğinde, vakit kaybetmeden bir uzmana danışılması gerekmektedir. Erken müdahale, bu komplikasyonların daha ciddi problemlere yol açmasını önleyebilir.